تبليغاتX
اویرنجی حرکاتی - آراشدیرما مرکزی - Dil meselesi ve ulus/millet üzerine
 
azoyrenci_herekati@yahoo.com گله جک بیزیمدیر
 

Dil meselesi ve ulus/millet üzerine

Prof. Dr. D. Ali Ercan


Ulus kelimesinin ilk şekli "uluş" eski türk  yazıtlarında vardır. milliyetçilik te [nationalism'den düzlemesine çeviriyle milliyetçilik olarak girdi dilimize ama  doğrusu  halk>halkçılık  gibi millet>milletçilik  olmalıydı],  birtakım Türk tarih ve harsından nasibini almamış sosyal bilimci "büyük" alimlerimizin zannettikleri gibi 1789 fransız devriminin getirdiği yeni düşüncelerin bir ürünü ve dolayısıyla balkanlarda ki deneyimlerlerden bizim ögrendiğimiz ve burdan da ulu önder Atatürk'ün Anadolu'da uyguladığı "ithal bir kavram" değildir. tam tersine, ulusçuluk bizim özümüzde, geleneğimizde vardır. Büyük Atatürk "Türklerin unutulmuş büyük medeni vasfı..." sözleriyle bu gerçekleri dile getirmişti. Millet arapça bir kelimedir. Ulus öz be öz türkçe bir kelimedir. aralarında fark aramanın, farklı anlamlar yüklemeye çalışmanın bir yararı yoktur. Atatürk konuşmalarında hep "türk milleti" demiştir.. sonra da kendi çıkardığı "Hakimiyet-i milliye" [ulusal egemenlik] gazetesine milletin türkçesi olan ULUS adını vermiştir.

Geçmişte yapılan en büyük yanlışlardan biri de Atatürk'ün altı ilkesinden biri olan milliyetçiliği "sağcılık" bir diğer ilke olan halkçılığı da "solculuk" olarak algılayıp [yani Atatürkçülük hem sağcılık(?) hem de solculuk(?) oluyordu bu aklı evvellere  göre] yapay bir ayrışmaya gidilmesiydi. Halkçılık ilkesi doğrudan doğruya ve açıkça "demokrasi"yi ifade eder. [demos=halk, kratos=güç demektir. demokrasi = halkın gücü,egemenligi anlamınadır, yani halkçılıktır.] Atatürk demokrasi yerine daha anlaşılır halkçılık kelimesini tercih etmiştir. Gerçi "halkçılık"  ve arkasından "halklara özgürlük" diye bağıranların  asıl amaçları ve ne demek istedikleri sonradan anlaşıldı, ama ülkeye pek pahalıya maloldu. Bu günde aynı çevreler
"demokrasi" çığırtkanlığıyla laik cumhuriyeti sonlandırıyorlar. Bir taraftan Atatürk ilkeleri böyle zorlamalarla bulanık kavramlar haline dönüştürüldü diğer yandan da Devrim karşıtlarının, laik cumhuriyet karşıtlarının  sahte "milliyetçilik" maskelerine itiraz edilmedi. düpedüz "ümmetçi" olan bu gerici güçlere "milli görüş" adeta teslim edildi.

kimse bunların "milliyetçi", "milli görüşçü" olamayacaklarını, gerçek milli görüşçü olanların Kemalistler olduğunu söyleyemedi ve kanlı olaylara neden olan kamplara ayrışıldı. emperyalizm kurguladığı bu oyundan çok memnun Türk gençlerinin birbirlerini kırmalarını zevkle seyrediyordu.   yaratılan bu kavram kargaşası içersinde  "ben milliyetçi değilim ulusalcıyım"  ya da tersine "ben ulusalcı değilim,
milliyetçiyim" gibi zorlama, uyduruk betimlemeler çıktı meydana. Atatürkçülük/Kemalizm kavramları için de  benzer yanılgılar sözkonusudur. 1923 öncesi ve sonrası dönemlere göre sınıflamalar yapıp "Ben kemalistim, Atatürkçü değilim", yada " Atatürkçüyüm ama Kemalist değilim" türünden saçmalıklara da raslanmaktadır.

Değerli arkadaşlar,

Bu komplekslere, sıkınmalara gerek hiç yoktur. Bu gün bizim emperyalizme  [ küresel sömürgen güçlere ve yardakçılarına ] karşı ulusalcı/milliyetçi birlik beraberlik içersinde olmamız yaşamsal önemdedir. küçük ayrıntılar üzerinde ayrışarak, tartışarak, birbirimizi eleştirerek, zaman ve enerji kaybederek biryerlere varamayız. Bugün bir yanda  milliyetçi/ulusalcılar vardır bir yanda da "Ne mutlu Türküm!"  diyemeyen bölücü, gericiler.... hepsi bu kadar.

Türklerde en önemli üç sosyal kavram [oğuş-uluş-uruk] bugün aile-ulus-soy,ırk olarak ifade ediliyor. Bence en acıklısı ise "oğuş" kavramının yerine .. [oğul  oğuşun ürünü anlamınadır.] arapçadan "aile" kelimesinin dile sokuluşu... aslında bu belki de bilinç altında,  "bu kavramın türklerde olmadığı, tanınmadığı,  ancak müslümanlaştıktan sonra bu meziyeti, aile yaşamını kazandıkları" şeklinde  bir duygu yaratmaya yöneliktir. öyle ya, "bir dilde bir kavram   yoksa o kavramın ifade ettiği şey de bilinmiyor!" denir.

Biz böyle müslümanlaşma, batılılaşma, çağdaşlama vs. adına köklerimizden koptukça, özümüzden uzaklaştıkça uluş bilincini yitirmemiz kaçınılmazdır. nitekim öyle de oluyor. Dilimizin özündeki mantığa dönmesi için gençlerimize büyük görev düşmektedir. unutulmamalıdır ki, Atatürk'ün dediği gibi  "Türk demek Türkçe
demektir". saygılarımla..

  yazilib  جمعه بیست و پنجم مرداد 1387saat 11:53   اؤيرنجي  | 
 
  POWERED BY BLOGFA.COM